Program

Hikâyeler Nereden Geliyor?

İlk aşamada bir kurmacanın her unsurunda bulunduğunu gösterdiğimiz çekirdek gibi, bu aşamada da insanlık tarihi boyunca yazılmış bütün kurmacaların kaynağına, kökenine bakıyoruz…

9 Ders
Hikâyeler Nereden Geliyor?
9 ders
Sınırsız Erişim

Hikâyeler Nereden Geliyor?

İlk aşamada bir kurmacanın her unsurunda bulunduğunu gösterdiğimiz çekirdek gibi, bu aşamada da insanlık tarihi boyunca yazılmış bütün kurmacaların kaynağına, kökenine bakıyoruz. Köken kronolojik olarak en eskideki değildir. Köken her daim buradadır. Tekil bir öyküde, çekirdekten yapılmış, öyküde birlikte çalışan unsurların ilk bakışta fark edilmese de aslında çekirdekteki hareketi tekrarlaması gibi, insanlık tarihi boyunca üretilmiş kurmacalar kendi hafızalarındaki kökensel malzemeyi (mesela mitleri, ya da kendilerinden önceki edebiyatı) dönüştürerek kullanırlar. Bu dönüştürerek kullanmanın çeşitli biçimlerine bakacağız ve bu ders üzerine inşa edilmiş uygulama atölyesi BÜTÜNDEN PARÇAYA: KURMACANIN BELLEĞİ sınıfında bu biçimleri kendi yazdıklarımızda deneyeceğiz. İlk aşamada kurmacanın görece yazarın zihninden bağımsız bir belleği olduğunu kavramıştık. Bu aşamada “madem ki bir zihinden söz edebildik öyleyse bir bellekten de söz etmeliyiz” fikriyle; kurmacaların hafızasıyla, o hafızadaki geçmişle ve geçmişin kurmacaya nasıl yerleştiğiyle ilgileneceğiz.

Program içeriği

9 ders

Ders başlıkları ve açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır; izleme için yukarıdaki aksiyonu kullanın.

56:54

Hikâyeler boşlukta oluşmaz. “Aklıma bir fikir, bir hikâye geldi” dediğimizde kastettiğimiz o “akıl” nasıl bir arşiv acaba? Evet, hafızayı; o dipsiz, o dinamik arşivi konuşuyoruz. Genellikle zannedildiği gibi sadece hatırladıklarımızdan yapılmadığını, mesela uzaya fırlatılmış bir roketle tuhaf benzerliğini. Yazmak, konuşmak, düşünmek, okumak eğer zihinsel faaliyetlerse her birinde hafızanın da nasıl devrede olduğunu. Hakkında düşünmek için nefis bir mesele. Orijinallik iddiasıyla bir işimiz yok yani. Fakat yine de bize özgü olanın her defasında arşivimizdeki binlerce küçük “hücreyi” kendimizce birleştirerek, benzeterek yeni bir “organizma yaratmak” demek olduğunu anlamak bize iyi gelecek ve metinlerarasılık teorisinin alt yapısını kuracak. Bu teorik derslerin adının kaynağını da anladık böylece .

42:00

Hatırlama eylemi arşivdeki malzemeyi her defasında yeniden yorumlar. Demek ki yorumbilgisi alanındayız. Disiplindeki adıyla hermenötik. Hiçbir yazıda, edebiyat metninde, kurmacada anlamın orada “öylece bulunmadığını”, karşılaşmada yaratıldığını fark edeceğiz. "Klasikleri niçin okumalıyız?" Her okuma da her yazılan da yorumdur demek ki. /Hermenötiğe adını veren Tanrı Hermes’le dışına taşılan klasik mantık./ Filmlere, romanlara “kutsal kitap” muamelesi yapmak ne demek? Kurmacaların kökeni: Mitoloji ve gök sahnesi. / Tek insanın evrenle kurduğu ilişki ve yorum çemberi: Parçadan bütüne, bütünden parçaya. Ve bu atölyenin asıl anahtar kavramı: Palimpsest. Okuduğumuz onca ustaya rağmen nasıl olup da masanın başına geçeceğiz? Bunun bile yanıtını palimpsest verecek. 

Hamiş: Yine de cüretkâr uyarlama diye bir şey var. Bir liste eşliğinde kendim de dahil herkesi böyle bir cürete davet ediyorum. Kabul buyurunuz. 

 

01:17:01

Bu bölümün en başdöndürücü içeriğine geldik. Kemerleri bağlayın. Hepimize kolay gelsin. 

Mitlerin doğuşuna bakarken, hikâyenin henüz bugünkü anlamıyla “kurmaca” olmadığı bir zamana gidiyoruz. Zamanın döngüsel ve doğrusal temsili. 1. Döngüsel, mitik ya da ritüelistik zaman / Şimdiki zamanın askıya alınması/ Lineer akıllarımızla mitleri okumakla ilgili bir öneri./ Zamanın çember olması ne demek? 2. Döngüselden doğrusal zamana geçişin miladı. 3. Lineer, doğrusal, çizgisel zaman temsili/ Öznenin doğuşu ve cennetten ütopyaya. Rönesans ve doğrusal perspektifli resim. /Doğrusal perspektifli resim modelinin “batı anlatısı” diye tarif edebileceğimiz bir kurmaca modelini, formülü üretmesi. Bu formül müthiş işinize yarayacak. Bir kez de daha ritüelistik toplumlarda, öznenin parlatılmadığı kültürlerde minyatür üzerinden bir model kuracağız. Buralarda biz nasıl kuruyoruz hikâyeyi bir de ona bakıyoruz.  

Off şu 77 dakikada kat ettiğimiz yol inanılır gibi değil. Her şeyin her şeyle bağını, formların, biçimlerin gökten zembille inmediğiniz ne güzel kavradık. “Vay canına!” dediniz mi siz de? 

50:59

Melezlenmelerden konuşuyoruz. İlk atölyede üzerinden geçtiğimiz olimpik anlatıcıyla ben anlatısının, döngüsel zaman temsiliyle çizgisel zaman temsilinin melezlenmeleri. Modelleri önce kurup anlıyor, sonra kesinliklerinden kurtararak işlevselleştiriyoruz. 

Mitsel içeriklerden nasıl yararlanıp, modernize edebileceğimizin bir örneği üzerinden, öyküleme tekniğinde mitsel zaman ile çizgisel zaman arasındaki farkları konuşuyor olacağız. Mitsel dediğimiz döngüsel zamanı, lineer aklımızla nasıl olup da kavrayabildiğimizi ve kuşkusuz öykülemenin en önemli unsuru olan zaman kullanımının inceliklerinden söz ediyoruz.  Bunun için örneğimiz Reha Erdem'in Kosmos filmi. 

Ve bu bölümde antik tragedya formu'na da giriş yapıyoruz. Yirmi beş yüzyıllık bu formu, mesela modern romanda nasıl kullanabileceğimizi anlamak için de konuşuyoruz.  

54:32

Tragedyanın temel kavramlarına çalışıyoruz. “Olan oldu” ile “ah ulan!”ın ilişkisi/  İnsan bilgisinin hep kısmî oluşu, hep geç kalışı. 

Çok verimli bir icat: trajik çatışma. İyi bir trajik çatışma, iyi bir hikâye demektir.  Bu kez de Batı mitolojisinden bir örnekle yeniden yazmanın incelikleri, metinlerarasılık yaklaşımları. Bir kurmacanın başka kurmacalardan yapılmasına ilişkin yeni  fikirler. Yazmak için bütün bir edebiyat alanından nasıl yararlanabiliriz?

42:17

Azınlık Raporu palimpsest için doyurucu ve sıradışıbir örnek sağlıyor. Yeniden yazmanın sadakatten çok ihanet etmeyi öğrenmekle ilgili olması/ Spielberg'in filmi, tragedyanın modern bir anlatıda nasıl yeniden çalışabileceğini düşünmek için devreye giriyor ve bu vesileyle yazmanın, hatırlamakla unutmanın iç içe geçtiği tuhaf ve harikulade bir süreç olduğuna bakıyoruz. Kosmos’ta ise mitsel/döngüsel zamanın modern bir anlatının içine nasıl sızabildiğine tanıklık ediyoruz.

01:08:55

Üçüncü derste kurduğumuz resim-anlatı sanatı analojisini yeni bir boyuta taşıyoruz. Resim ve roman sanatının eşzamanlı  dönüşümü başımızı döndürüyor. Epik anlatılardan romanlara geçmek. Tragedya kavramlarının  Algernon'a Çiçekler romanında nasıl çalıştığına, romanın trajik çatışmasına, demek ki trajik form bilgisinin bize yeniden-yazım için sunduğu olanaklara bakıyoruz.

Algernon'a Çiçekler romanını bu derslerin içeriğine dahil edebildiğim için hep çok mutlu oldum. En azından dersi dinledikten sonra, romanı okumanızı çok isterim. Bayılacaksınız.

Ve bu dersle MAnyetik Alan Teorisi'nin iki kurucu unsurunu, zihnini ve belleğini, metaforu ve palimpsesti nasıl kurduğumuza ilişkin içeriği tamamlamış oldunuz. Artık dilediğiniz uygulama atölyesiyle başlayabilirsiniz. Parçadan Bütüne: Kurmacanın Zihni'nde çekirdek-metafor, Bütünden  Parçaya: Kurmacanın Belleği atölyesinde palimpsest uyguluyoruz. İkisinde de sınırlı kontenjanla sahiden tanışıyor, zoom oturumlarında hep birlikte çalışıyoruz. Görüşmek üzere. 

23:27

Dilerseniz bu dersi Tersine Mühendislik: Yazmak için Okumak atölyesinde hep öyküler üzerinde sınadığımız metodumuzu ilk kez bir film üzerinde -Beden ve Ruh /İldiko Enyedi-çalışırken görmek ve ilk atölyeyi hatırlamak için kullanabilirsiniz. 

07:15

Maximilian Ponder'ın Muteber Beyni. Bu roman bizim bu atölyedeki içeriğimiz için çok iyi bir örnek. Hem ilk iki derste hafıza üzerine konuştuğumuz bütün teorik çerçevenin kurmaca düzeyindeki karşılığı gibi, hem metinlerarası ilişkileri görmek için zarif bir örnek.  

Üstüne bir de romandaki çekirdeği görmek daha önce hiç romanlara bakmamışken işimize yarayacak, “romanda da çalışır mı?” sorusuna yanıt verecek. 

Diğer eğitimler

Tersine Mühendislik: Yazmak için Okumak Atölyesi Detay için tıklayın 13 video
Atölye

Tersine Mühendislik: Yazmak için Okumak Atölyesi

Dersin canlılığıyla kaydın kalıcılığını birleştirdik. Böylece kameranın değil, mahalle mektebine gönül indirenlerin g…